Blog içeriğimiz  oluşturulmaktadır. Bu arada formumuzu ziyaret edebilirsiniz. Teşekkürler..
Arz-u Sema

RAMAZAN İMSAKİYELERİ

Mahremiyet egitimi sart!

Cinsel taciz, cinsel sapikliklar ve bu konuda yasanan magduriyetler olmasin istiyorsaniz bazi seyleri ihmal etmemelisiniz. Gormemezlikten gelmek, cocuk anlamaz demek, yabanci miyiz diye dusunmek sikintinin baslangic noktasi…

Cocuk istismari haberlerini gazete ve televizyonlarda sikca duyuyoruz. Bunlar basina yansiyanlar. Basina yansimayan gizli kalmis cocuk istismarlari dusunuldugunde onemli bir sosyal problem ortaya cikiyor.

Insan kendi varligini korumaya calisirken mahremiyetin koruyuculuguna siginir. Cunku mahremiyet insanin ozelidir, bir ihtiyactir, bir ozgurluktur. Bireyden hareketle toplumun mahremiyet refleksi ne kadar geliskinse kisisel sinirlar da o denli iyi korunur. Sozgelimi, odalara girerken kapi vurmak ve sesli olarak izin istemek, ev icinde de kilik kiyafetlere dikkat etme gibi aile icinde mahremiyet sinirlarina ozen gostermek hem taraflarin birbirine hem de yuce Mevlâ’ya sayginin bir geregidir. Ebeveynler bu mahremiyet anlayisini, baska bir ifade ile utanma (haya) duygusunu, kucuk yaslardan itibaren cocuklarina kazandirmakla yukumludurler. Cunku saglikli bir mahremiyet duygusu gelistiren cocuklarin istismar riski daha azdir ve saglikli bir cinsel kimlik gelisimi icin temel olusturur. Mahremiyet duygusu cocugu istismarlara karsi koruyan bir sigortadir.

Cocugunuza mahremiyet anlayisini kazandirmaya calisirken, zorlayarak, korkutarak kati bir disiplinle yaklasmamaya dikkat etmelisiniz. Aksi takdirde ya soylenenin ziddini yapan ya da konusmayan, ozguveni eksik bireyler karsimiza cikabilir.

Devamını Okuyun »

Mutlu olmak isteyen eşlere tavsiyeler..

Mutlu olmak isteyen eşlere tavsiyeler

Mutlu bir eş olmak istiyorsanız bazı davranışlara özen göstermeniz gerekir. İşte onlardan bazıları:

Eşler geçmişte yaşadıkları kötü hatıraları eşlerinin yüzüne vurmazlar.Eşlerini hiç kimsenin eşiyle kıyaslamazlar. Hep yapıcıdırlar.Küçük tartışmaları kavgaya dönüştürmez, hoşgörülü davranırlar.Hadiseler karşısında soğukkanlı davranırlar. Problem oluşturmaya değil, çözüme odaklanırlar.Ailelerini problemlerinden uzak tutarlar.Bardağın boş tarafını değil dolu tarafını görürler.İncir çekirdeğini doldurmayan basit şeyler için hayatı hem kendilerine hem de eşlerine zindan etmezler.Evliliklerinde “ben” eksenli değil “biz” eksenli yaşarlar. Hep benim dediğim olacak. Benim dediğim doğru. Ben rahat edeceğim. Ben, ben, ben yerine biz birlikte doğruları düşünüp, doğruları yapacağız. Biz mutlu olacağız derler.Kendileriyle ve hayatla barışıktırlar. Zaten ailelerdeki ekser problemler, eşlerin kendileriyle barışık olamamalarından kaynaklanmaktadır. Kendisiyle barışık olmayan insan eşiyle nasıl barışık olabilir ki?…

Gülay Atasoy


Abdestin Faziletleri

3551 - Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Allah’ın hataları silmeye ve dereceleri yükseltmeye vesile kıldığı şeyleri size söylemiyeyim mi?”

“Evet ey Allah’ın Resülü, söyleyin!” dediler. Bunun üzerine saydı:

“Zahmetine rağmen abdesti tam almak. Mescide çok adım atmak. (Bir namazdan sonra diğer) Namazı beklemek. İşte bu ribâttır, işte bu ribâttır. İşte bu ribâttır.”

Müslim, Tahâret 41, (251); Muvatta, Sefer 55, (1,161); Tirmizi, Tahâret 39, (52); Nesâi, Tahâret 106.

3552 - Ukbe İbnu Âmir radıyallahu anh anlatıyor: “Üzerimizde develeri gütme işi vardı, (bunu sırayla yapıyorduk.) (Bir gün) gütme nöbeti bana gelmişti. Günün sonunda develeri kıra ben çıkarıyordum. (Birgün, nöbetimden dönüşte) Resülullah aleyhissalâtu vesselâm’a geldim, ayakta halka hitabediyordu. Söylediklerinden şu sözlere yetiştim:

“Güzelce abdest alıp, sonra iki rek’at namaz kılan ve namaza bütün ruhu ve benliği ile yönelen hiç kimse yoktur ki kendisine cennet vâcib olmasın!”

(Bunları işitince kendimi tutamayıp:) “Bu ne güzel!” dedim. (Bu sözüm üzerine) önümde duran birisi:

“Az önce söylediği daha da güzeldi!” dedi. (Bu da kim? diye) baktım. Meğer Ömer İbnu’I-Hattâb’mış. O, sözüne devam etti:

“Seni gördüm, daha yeni geldin. Sen gelmezden önce şöyle demişti:

“Sizden kim abdestini alır ve bunu en güzel şekilde yapar, sonra da: “Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhû ve Resûlühü. (Şehâdet ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur ve yine şehadet ederim ki Muhammed Allah’ın kulu ve Resûlüdür)” derse, kendisine cennetin sekiz kapısı da açılır; hangisinden isterse oradan cennete girer.”

Ebu Davud’un rivayetinde “…abdesti güzel yaparsa…” denmiştir.

Tirmizi’nin rivayetinde “….resûlühü (Allah’ın …Resûlü)” kelimesinden sonra “Allah’ım, beni tevbe edenlerden kıl, temizlenenlerden kıl” duası da vardır.

Ebu Davud, Taharet 65, (169); Tirmizi, Taharet, 41, (55).

Devamını Okuyun »

Kutlu Doğum Özel..

kutlu doğum özel

Kutlu Doğum Haftası ve Mevlid Kandili (19/20 Mart 2008)

     gul  Kutlu Doğum Özel — Tıklayınız.. gul

…Binlerce Sâlat ve Binlerce Selam ..

Zikir ve Vird

ZİKİR ve VİRD

Abdurrahman-ı Tâğî (k.s) hz.leri vird hususunda şöyle buyurdulur:
-Bu tarikat-i Aliye-i Nakşibendiye mensupları, cehrî olarak vird çekmezler. Kim vird maksadıyla kendisine verilen zikri yani Allah (C.C) veya Lâilâheillâllah kelime-i tayyibelerini sesli olarak dört sefer söylese tarikattan düşerler.

Abdurrahman-ı Tâğî (k.s) hz.leri:
-Gözler açıkken ve kıbleye dönmeden yapılan zikir üstadın verdiği dersin yerine geçer mi? şeklindeki bir soruya
-Üstadın emrettiği dersin yerine geçmez, dedi.

Kendilerine vird esnasında teverrük oturuşunun aksi olan (âdâb oturuşu denilen) oturuşla oturmanın şart olup olmadığını sordum. Bana cevaben buyurdular ki:
-Gavs (k.s) hz.lerinin kesin bir şart koyduğunu söyleyemem (Üstadın kendisi de şart olmadığına meyilliydi) Ancak kalb-i vukûfî´nin çok önemli ve elzem olduğunu beyan ettiler. Çünkü Nakşi âdabında kalb-i vukûfînin temini çok önemli bir âdâbdır, çok önemli tutulmuştur.

İşte bu sebebden dolayı Gavs (k.s) hz.leri çoğunlukla aksi teverrük (âdâb oturuşunda) oturur bazen ayakları ağrıdığında değiştirirdi.
Zikirden maksat tevhiddir. Yüce Allah´ın birliğini dile getirmektir.Hatta tesbih tanelerini bir eksik mi veya fazlamı çektim diye takılmamak gerekir. Çünkü virdleri söylemekten maksat haldir. Bir eksik veya fazla olmuş ne çıkar.
Allah´ım bizi hayırla karşıla. Onu gözümüzün nuru eyle.Âmin…

Abdurrahman-ı Tâğî (k.s) hz.leri:
-Mürid bütün âdaba riayet etse de abdestli olmasa âdâb zikri sayılır mı? Şeklindeki bir soruya,” Hayır, sayılmaz” diye cevap buyurdular.
Devamını Okuyun »

Anne ve babanın yeni doğmuş olan çocuğa karşı dini görevleri nelerdir?

Anne ve babanın çocuğuna karşı vazifeleri, esas itibariyle doğumdan sonra başlasa da; çocuğun ana rahmine düşmesine, hatta babanın, anne adayını tercihine kadar uzanır.

Doğumdan sonraki ilk günlerde, ebeveynin çocuğu için yapması gereken görevleri, ana hatlarıyla vermeye çalışalım:

1. Dua: Dünyaya gözlerini açan çocuğa yapılması gereken ilk iş duadır. Çocuğun Müslüman olarak yaşaması, Allah’ın rızası dairesinde ömür sürmesi, şeytanın şerrinden korunması ve hayırlı bir evlat olması için hayır duada bulunmak, onun hem dünya, hem ahiret saadeti için büyük önem taşır.
Hz. Aişe validemizin rivayetine göre, yeni doğan çocuklar getirildiğinde Resul-i Ekrem Efendimiz (a.s.m.) onlara hayır ve bereket duasında bulunurlardı. Aynı adeti daha sonra Sahabe-i Kiram da devam ettirmişlerdir.
Devamını Okuyun »

Kapat
  • Sosyal İmleme
  • E-posta ile
E-posta ile paylaş