Abdurrahim Karakoç
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Abdurrahim Karakoç  (Okunma Sayısı 220 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Rubin

Isınan Üye

*


Üye No : 4192

Yaş : 18

Nerden : Galu Bela'dan

Konu  : 51

Mesaj : 217

Takdir : 55
"Ağlatırsa Mevlam Yine Güldürür"
Çevrimdışı
« Topic Start: 10 Temmuz 2009, 12:29:01 »



Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
7 Nisan 1932 tarihinde Kahramanmaraş ili, Elbistan ilçesine bağlı Ekinözü(Cela) köyünde dünyaya geldi. Küçük yaşlarda şiire merak sardı. Bu, aileden gelme bir merak diyebiliriz. Çünkü dedesi, babası ve kardeşleri de şairdirler.

İlk yazdığı şiirleri 2 kitap oIacak hacimde iken beğenmeyip yaktı ve 1958 yılından itibaren yazdıklarını 'Hasana Mektuplar' ismi altında 1964 yılında 10.000 adet bastırdı. FEDAİ yayınları arasında çıkan bu eser kısa zamanda tükendi ve 2. baskısını yine 10.000 adet bastırdı.

1958 yılında buIunduğu kasabada belediye mesul muhasibi olarak memuriyete girdi.1981 yılı Mart ayında emekli oldu.

Mücadeleci şiirlerinin çokluğu şartlardan kaynakIanmaktadır.27 Mayıs darbesi, zinde güçler, demokrasi maskaraIığı ve haksızlıklar hiciv şiirlerini besledi.30'a yakın mahkemeye verildi, hepsinden beraat etti. Avukat tutmadı, hep kendi kendini savundu. Hiçbir iktidarla barışık olmadı. Çünkü,o, insana ve İslâm'a yapılanların zulüm olduğuna inanmıştı. Şiirlerinde esas unsur insandır.
Serdengeçti, Töre-Devlet, Ocak, Yeni Düşünce, Yenisey,Alperen yayınları oIarak şimdiye kadar 12 şiir kitabı, bir tane de makalelerinden derlenen nesir kitabı çıktı.

1985 yılından beri gazetecilik yapmaktadır. Bir ara politikaya girdi ve ayrıldı. Niçin girip, niçin ayrıldığını bir röportajda şöyle cevaplandırdı:
'Allah rızası için girmiştim, Allah rızası için ayrıldım'

30 yılı aşkın bir zaman içinde kitapları baskı üstüne baskı yenilemektedir. Bilhassa VUR EMRI adlı kitap günümüz şairlerinin hiç birisine nasip olmayan kabulü görmüştür.

KENDİ DİLİNDEN, KENDİ TARİFİ
'Ebedî kudretin tek sahibinden alınan emir üzerine 1932 yılında dünyaya gelmişim. Çocukluğum şöyle-böyle geçti. Kıt imkânlara, kıtlık yıllarına rağmen hâlâ o günleri özlerim. Birçok kimseye o yılları anlatsam, 'Özlenecek neresi var? ' diyebilirler, amma ben hep çocukluk yıllarımı sevdim. Şiir yazmaya küçük yaşlarda başladım. Zaten bizim oralarda her genç şiir yazar. Bu tutku başka bir meşgalenin veya işin olmayışından kaynaklanıyor gibime geliyor. Ben de avareydim, boşluğumu şiirle doldurmaya çalıstım.
Benimle şiire başlayanlar yalnızlıktan, yardımsızlıktan dökülüp gittiler.
Bana gelince:
Sağolsunlar, iktidarların ve muhalefetin irikıyım politikacıları, ihtilal cuntacıları, 'bilimsel' cüppeliler, entellektüel züppeler, millî soyguncular, sosyete parazitleri, sermaye sülükleri, zulüm-işkence makineleri, adalet katleden hukukçular, dalkavuklar, üçkağıtçılar v.s. hep bana yardımcı oldular. Şiir malzememi veren onlar, öfkemi bileyen onlar oldular. Yardımlarını inkâr etmiyorum, fakat teşekkür de etmiyorum.
Dinsizlerin değil, din düşmanlarının, yani İslâm düşmanlarının da az yardımı olmadı. Bir bakıma dinî duygularımın kuvvetlenmesine vesile oldular.
En uygun zamanda yaşadığıma inanıyorum. Yardımcılarım (!) var oldukları sürece yazmaya devam edeceğim. Allah (cc) kısmet ederse...'

Evli ve 3 çocuk babasıdır.1984 Ekim ayından bu yana Ankara'da ikamet ediyor. Şu anda hiç bir siyasi kuruluş, hiçbir mesleki dernek üyesi değildir. Hakkın yanında olanları sözleriyle desteklese de, şahısları övmek, beğenmeyince sövmek gibi basitliği kabul etmemektedir.

Yemini var, yazabildiği müddetçe yazacak. Kim bilir nereye ve ne zamana kadar...

Yayıncı'dan:
Halk şiirimizin en büyük üstadı Abdurrahim Karakoç, yaşayan canlı şiirleriyle, tatlı üslubuyla hep bizim sesimiz oldu; düşündüklerimizi, söylediklerimizi şiirleştirdi; hislerimizin tercümanı oldu..O bir söyleşide bunu şöyle dile getiriyor:
'Galip Erdem bey'in dediği gibi,inandığımız her şeyi söylemesek bile, söylediğimiz her söz işimizin ve inancımızın aynası olmalı.'
Karacaoğlan, Emrah, Aşık Ömer, Kayıkçı Kul Mustafa, Pir Sultan Abdal, Ruhsati, Köroğlu, Dadaloğlu, Seyrani, Bayburtlu Zihni, Çıldırlı Aşık Şenlik, Şarkışlalı Aşık Veysel Şatıroğlu gibi şahikadaki isimlerden sonra, günümüzde halk şiirinin en doruktaki ismi hiç şüphesiz Abdurrahim Karakoç'tur.

O kendini şöyle tanıtmaktadır:

'İman kaynağımdır, tevhit havuzum
İslâm'ın dışında arama beni
Muhammed-ül Emin tek kılavuzum
Putların peşinde arama beni.

Hak kelâm duyduğum kitap Kur'an'dır
Başka yok! . Uyduğum kitap Kur'an'dır
Dolduğum, doyduğum kitap Kur'an'dır.
Beşerin 'boş'unda arama beni'

Abdurrahim Karakoç, şahsiyet abidesi bir yiğit,bir bilge, bir alperen olarak hayatımıza giren en tatlı, en güzel şairlerimizden birisidir. İşte o güzel, o yiğit dostun şiir kitaplarını 'Alperen Yayınları' olarak yayınlamaktan gurur ve mutluluk duyuyoruz. Alperen
 
ESERLERİ
Şiir kitapları: Hasan'a Mektuplar (1965) , El Kulakta (1969) , Vur Emri (1973) , Kan Yazısı (1978) , Suları Islatamadım(1983) , Beşinci Mevsim(1985) , Dosta Doğru, Akıl Karaya Vurdu(1994) , Yasaklı Rüyalar(2000) , Gökçekimi(2000) , Gerdanlık-I(2000) , Gerdanlık-II(2002) , Gerdanlık-III(2005) ,Parmak İzi(2002) ,
Düşünce Yazıları, Çobandan Mektuplar(Deneme)

***

Onun birkaç şiirini konu içinde paylaşmak istiyorum:

HASAN'A MEKTUP - 14

 

Ya... işte böyledir kardeşim Hasan

'Kazan ver, yiyelim, sen bak' diyorlar.

Yiyince dursalar gam değil amma,

Üstelik, adama 'ahmak' diyorlar.

 

Tecavüze uğrar din, ahlâk, töre

De gel haber anlat sağıra, köre

Utanmadan bir de göz göre göre,

Herifler, boynuza 'kulak' diyorlar.

 

Yıkıp devirmektir tek çabaları

Menfaatsiz olmaz merhabaları

Bir kızıl baykuşun kör hempaları

Ayağa 'baş', başa 'ayak' diyorlar.

 

Sen ak'a ak dersin, onlar 'kara' der

Sen Allah dedikçe, onlar 'para' der

Bilemedik gitti bu ne biçim yer

Namusun kirine 'kaymak' diyorlar.

 

Gayeleri gedik açmak her safta

Gezer ellerinde kirli bir yafta

Aldatamazlarsa 'mürteci', softa

Aldananlara da 'salak' diyorlar.

 

Bunlar sosyal adaletin tellâlı

Bunlar sol açık'tır, sola sevdalı

Bunlar su içerken ıslık çalmalı

Öyle ya vatana 'otlak' diyorlar.

 

Söyletme be Hasan, dert kucak kucak..

Sardılar her yeri köşe ve bucak

Yetmez mi, kemiğe dayandı bıçak?

Ayının postuna 'bayrak' diyorlar.

 

Derler ki: Siz susun biz söyleyelim;

Hep biz yönetelim, hep biz yiyelim.

Artık bu oyuna hayır diyelim

Biz sustukça onlar, 'korkak' diyorlar...

***

MİHRİBAN (AŞK)

 

Sarı saçlarına deli gönlümü

Bağlamışlar, çözülmüyor Mihriban.

Ayrılıktan zor belleme ölümü

Görmeyince sezilmiyor Mihriban.

 

'Yâr' deyince, kalem elden düşüyor

Gözlerim görmüyor aklım şaşıyor

Lâmbamda titreyen alev üşüyor

Aşk, kağıda yazılmıyor Mihriban.

 

Önce naz, sonra söz ve sonra hile..

Sevilen, seveni düşürür dile

Seneler, asırlar değişse bile

Eski töre bozulmuyor Mihriban.

 

Tabiplerde ilâç yoktur yarama

Aşk deyince ötesini arama

Her nesnenin bir bitimi var ama

Aşka hudut cizilmiyor Mihriban.

 

Boşa bağlanmamış bülbül, gülüne

Kar koysan köz olur aşkın külüne..

Şaştım kara bahtın tahammülüne

Taşa çalsam ezilmiyor Mihriban.

 

Tarife sığmıyor aşkın anlamı

Ancak çeken bilir bu derdi, gamı

Bir kördüğüm baştan sona tamamı..

Çözemedim.. çözülmüyor Mihriban.

***

MUKAYESELİ TAHLİL

 

Devletin yufkası, derini yoktu

Despotun sıcağı, serini yoktu

Rejimin yarası, irini yoktu

Daha umutluyduk, daha mutluyduk.

 

Bayram, tarih unutmazdı büyükler

Vatandaşı uyutmazdı büyükler

Yan tutmazdı, kin tutmazdı büyükler

Daha umutluyduk, daha mutluyduk.

 

Yargı bağımsızdı, yargıçlar adil,

Vakta ki çok şeyler edildi tadil

Aşkı yeğ tutardık hırsa muadil

Daha umutluyduk, daha mutluyduk.

 

Medyamız bu denli barbar değildi

Ruh mülevves, surat pancar değildi

İnsanlar insandı, sansar değildi

Daha umutluyduk, daha mutluyduk.

 

Dostlara “can” derdik candan ilhamla

Haramdan korkardık dinden ilhamla

Yarını görürdük dünden ilhamla

Daha umutluyduk, daha mutluyduk.

 

Tek kimlik taşırdık, tek tip değildik

Kendi yurdumuzda garip değildik.

Çeteye, mafyaya sahip değildik

Daha umutluyduk, daha mutluyduk.

 

Devletliler soyamazdı devleti

Dönek piçler oyamazdı devleti

Gözbağcılar boyamazdı devleti

Daha umutluyduk, daha mutluyduk.

 

Ayaktayken ananemiz, töremiz

Düşe düşe pul olmadan paramız

Dindar-laik açılmadan aramız

Daha umutluyduk, daha mutluyduk.

 

Hak-hukuk, insanlık ölmeden önce

Dayatmalar çıkıp gelmeden önce

Seksenlikler umut olmadan önce

Daha umutluyduk, daha mutluyduk.

 

Cuntalar-muntalar yoktu o zaman

Cilalı suntalar yoktu o zaman

Kolalar, fantalar yoktu o zaman

Daha umutluyduk, daha mutluyduk.

 

Saç-sakal, kıyafet yasak değildi

Toplantı-ziyafet yasak değildi

Düşünce, şikayet yasak değildi

Daha umutluyduk, daha mutluyduk.

 

Atatürk'ü sömürmezdi maymunlar

Değerleri kemirmezdi maymunlar

Çalıp-çırpıp semirmezdi maymunlar

Daha umutluyduk, daha mutluyduk.

 

Laiklik kılıncı bilenmemişti

Fikirler çamura belenmemişti

Beyinler bu denli sulanmamıştı

Daha umutluyduk, daha mutluyduk.

 

Sonra mı? . Sonrası kaos, kargaşa

İnmiyor bir türlü kim çıksa başa

Yaya gidiyorduk Van'dan Maraş'a

Daha umutluyduk daha mutluyduk.

 

Ekran yoktu, erkân vardı eskiden

Damarlarda hür kan vardı eskiden

Ve vebalden korkan vardı eskiden

Daha umutluyduk, daha mutluyduk.

 

Görmezdik mankeni, bilmezdik pop’u

Kızlara vurmazdı polisin cop’u

Kendi kalemize atmazdık topu

Daha umutluyduk, daha mutluyduk.

 

Arızasız dönen çarkımız vardı

Deliden, densizden farkımız vardı

Senfonimiz yoktu, türkümüz vardı

Daha umutluyduk, daha mutluyduk.

 

Millete tepeden bakmazdı rical

Herşeye burnunu sokmazdı rical

Korkutmaz, daraltmaz, sıkmazdı rical

Daha umutluyduk, daha mutluyduk.

 

Kanları uysaldı ihtiyarların

Zimmeti olmazdı iktidarların

İtibarı vardı itibarların

Daha umutluyduk, daha mutluyduk.

 

Mutluluk mezarda, umut iflasta

Dışımız ateşte, içimiz yasta

Bana sorarsanız en son kıyasta

Daha umutluyduk, daha mutluyduk.


***
Şimdilik bu kadar sizin de katkılarınızla daha fazla şiirini paylaşmak istiyorum... (ha bu arada kendisi halen Vakit gazetesinde yazıyor... Bence sadece şiirlerini okuyun. Gerisini pek sevmiyorum. Ama şiirleri gerçekten de güzel...) Yine de siz bilirsiniz.. Eyvallah

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
 
Logged
YaprakMisali

Süper Moderatör

*


Üye No : 1321

Yaş : Yok

Nerden : Gurbet Elden!

Konu  : 730

Mesaj : 8127

Takdir : 719
Çevrimdışı
« Yanıtla #1: 10 Temmuz 2009, 21:27:33 »


Beni de Çağır   &  Bambaşka
 Gül
Kendisinin siirleri benimde begenimi kazanmistir.. Keskin! Hakkinda bukadar bilgi sahibi degildim, simdi oldum cok sükür, yeniden okuyacagim bu biyografiyi insaAllah..
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  

Arzusema.Net Etiketler
Abdurrahim Karakoç


 
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer Konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
Sezai Karakoç Önemli Şahsiyetler « 1 2  Hepsi » Gül_Gonca 11 1020 Son Mesaj 16 Aralık 2008, 15:23:58
Gönderen: Gül_Gonca
Abdurrahim Karakoç - Size Bıraktım Şiir Defteri cevher 3 285 Son Mesaj 12 Mayıs 2008, 11:31:17
Gönderen: nefer24