|
|
Namaz kılmamanın şirk ve küfür olduğunu iddia ediyorlar. Bunların sözleri ne derece geçerlidir?
Namaz kılmayan bir kimseyi küfür ve şirkle itham etmek yerine ona, namazın manasını ve mahiyetini tatlı bir sohbet havası içinde açıklamak gerekir. İnsanın namaz kıldığı takdirde kendisini yoktan var eden Yaratıcısının huzuruna çıktığı, Onunla doğrudan muhatap olduğu, Cenab-ı Hakkın rızasına ancak namaz kılmakla erişileceği kendisine anlatılmalıdır. Peygamber Efendimiz, Sahabe-i Kiram ve diğer büyük zatlar da insanları hep yumuşaklıkla, güzel muamele ile, ibadete teşvik etmişler, onları ürkütüp korkutmadan uzak durmuşlardır.
Namaz kılmak, imandan sonra gelen en büyük hakikattir. Bundan dolayıdır ki, Kur’an-ı Kerimde yüze yakın yerde namazdan bahsedilmektedir. Hiçbir ibadete bu kadar ehemmiyet verilmemiştir. Çünkü namaz, mü’minin Rabbiyle olan en yakın münasebetidir. Namaz kılmayan insan bu münasebeti zayıflatmış, kendisini nefis ve şeytan gibi düşmanların arasına atmış olur ki, asıl büyük tehlike budur.
Namazla ilgi bütün ayetler, hep insanları namaza teşvik ederler. Bu konuda bazı ayet mealleri: "O mü’minler ki, gayba iman ederler, namazlarını kılarlar", “Namaz ancak Allah‘tan hakkıyla korkanlara ağır gelmez”, “Mü‘minler namazlarını muhafaza ederler”, “Namaz insanı kötülüklerden ve kötü sözlerden alıkoyar”, "Benim mü’min kullarıma söyle, namazlarını kılsınlar."
Hadis-i şeriflerde de aynı hususları görmemiz mümkündür. Namazla ilgili hadisleri gözden geçirdiğimizde, hep namaz kılmanın fazilet ve sevabından bahsedildiğini göreceğiz. Fakat ”İnsan ile şirk ve küfür arasında namazı terk etmek vardır“, “Münafıklarla bizim aramızdaki ahid namazdır” mealindeki hadislerdeki tehditler, “namazın farz olduğunu inkar eden, yahut namaz kılmamayı helal sayan” kimseler içindir. Yoksa, namazı Allah’ın emri kabul eden ama kılmakta tenbellik gösteren insan için şirk ve nifak söz konusu olamaz.
İbni Abidin ise Reddü’l-Muhtar isimli eserinde namaz bahsinin baş taraflarında, “Namazın farziyetini inkar eden kafir olur. Umursamayarak, yani tembelliğinden dolayı kasten terk eden kimse ise günahkar olur” demektedir.
Yani namaz kılmamak büyük günahlardandır. Büyük günahları işleyenin kafir olacağını sadece batıl bir mezhep olan Mutezile mensupları söylerler. Fakat devamlı sûrette namaz kılmayan insanın imanının da zamanla bir takım tehlikelere maruz kalabileceği gözden ırak tutulmamalıdır.
Mehmet Paksu
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
|
İbadetlerin insan üzerindeki etkisi ve kötülüklerden alıkoyması hakkında bilgi verir misiniz?
Namaz Allahın bizden istediği bir ibadettir. Bunun dışında yapmamız gereken ibadetler ve sakınmamız gereken haramlar vardır. Dolayısıyla yaptığımız iyiliklerin sevabını ve günahların da cezasını göreceğiz.
Ayrıca Allahu Teala Ahirette insanın yaptığı şeylerin hepsini değerlendirecektir. Yoldaki bir engeli dahi kaldırmanın ibadet olduğunu kabul eden dinimiz, elbette namaz gibi önemli bir ibadeti görmezden gelmeyecektir.
Mesela başı açık bir kızımız namazını kılsa namazın sevabını alır. Başı açık şekilde gezdiği zamankilerin de günahını alır. Biri diğerine engel değildir.
Elbette namaz kılanın da diğer hal vehareketleri de iyi olmalıdır. Ama kötülük yapıyor diye namazı olmaz diyemeyiz.
Bir kaide vardır: Bir söz mutlak söylendiğinde en mükemmeli anlaşılır. Örneğin “insan” denilince akla peygamberimiz gelir. Fizikçi denilince en meşhuru aklımıza gelir. Bunun gibi namaz insanları günahtan alıkoyar sözünden aklımıza ilk gelecek olan o duanın ve o namazın zirvesidir, en son neticesidir. Yani bu duanın ve namazın en mükemmel sonucu budur, anlamına gelmektedir.
Her sözün bazı şartları vardır. Örneğin bir arabanın katalogunda 200 hız yapabileceği yazılı olsun. Sadece bunun yazılmış olması o arabanın her zaman ve her sürücünün 200 yapacağı anlamına gelmez. Stabilize bir yolda, benzinine su karışmış, ön düzeni bozuk, gece vakti farları yanmayan veya başka yere bakan, üstelik de şoförü acemi olan bir araba aynı hızı yapmayınca bu sözün yanlış olduğu anlamına gelmez. Tam tersine söz doğrudur ama bazı gerekli şartları yerine getirilmediği söz konusudur. Bu nedenle araba bize fayda verecektir fakat istediğimiz hıza ulaşamayacaktır. Bunun gibi biz de Allah’ın yarattığı mükemmel ve canlı bir arabayız. Bu arabanın farları olan gözler, yedikleri, içtikleri, gezdikleri, düşündükleri, ayakları gibi her şeyiyle mükemmel olacak ki o duayı okuduğu veya namazı kıldığı zaman o neticeyi alabilsin. Demek ki söz doğrudur. Ancak o şartları yerine getirmek kaydıyla.
“Her çekirdek bir ağaçtır.” sözü doğrudur. Ancak her çekirdek bir ağacın programını taşıdığı halde şartlarına uyarak ekilmezse ağaç olamaz. Bunun gibi her dua da insanı Allah’a götüren ve günahlarının silinmesine sebep olan bir sır vardır. Ancak çekirdek gibi olan bu sırrın açılması için de bazı şartlar lazımdır. İman, ibadet, niyet ve haramlardan sakınma gibi şartları yerine getiren onu ağaç gibi açacaktır. Geçmiş günahlarının silinmesine vesile olacaktır. Yoksa çekirdek olarak kalacak ve neticeye ulaşamayacaktır. Hatta hayatını yanlış yerde harcadığı için aynı zamanda sorumlu da olacaktır.
İbadetler insanı kötülüklerden alıkoyar. Ancak her kesi aynı derecede alıkoyduğunu söyleyemeyiz. Ayrıca ibadet ettiği halde kötülük işleyen bu insan belkide ibadet etmese idi daha çok kötü işler yapacaktı.
Bu konuyla alakalı ayeti kerimenin tefsiri şöyledir: Sen, sana vahyedilen kitabı oku, vird ederek, devam üzere, tekrar tekrar, güzel güzel oku. Yani o örümcek kafalı kâfirlerin fitnelerine gam yeme de onlara karşı olmazsa, kendi âleminde bu Kur'ân'ı güzel güzel oku, adı geçen peygamberlerin ve ümmetlerin halleriyle Allah'ın âyetlerini düşün. Onun için "Onlara oku" buyurulmamış, mutlak olarak "Oku" buyurulmuştur. Ve namazı devam üzere kıl, gerçekten namaz fahşadan, yani açık çirkinlikten, edebsizikten, fuhşiyattan ve münkerden; aklın ve şer'in beğenmeyeceği uygunsuzluktan, günahtan meneder. Bir kere namaz içinde bunlar yapılmaz.
Bundan başka namaz hakikati, ne olduğu bilinerek kılınan sahih namaz, namaz dışında da, çirkinlikten, uygunsuzluktan uzaklaştırır. Yasaklamak, uzaklaştırmayı mutlak olarak sağlamasa bile herhalde gerektirir. Sahih ve doğru bir şekilde namaza devam edildikçe iyilik artar. Resulullah (s. a.v) tan rivayet olunmuştur ki: "Kim bir namaz kılar da, o namaz kendisini açık ve gizli kötülüklerden alıkoymazsa o namazla Allah'tan uzaklaşmaktan başka bir şey artırmış olmaz" buyurmuştur. Onun için İbnü Mes'ud Hazretleri demiştir ki: "Namazını gereği gibi yerine getirmeyen Allah Teâlâ'dan uzaklığı artırmaktan başka bir şey yapamaz." Bunun sebebi, çünkü namaza itaat, onun sınırlarını gözeterek hakkıyla kılmaktır. Onun sınırında ise açık ve gizli bütün kötülüklerden men ve alıkoyma vardır.
Şu halde namaza itaat onu hakkıyla kılıp yasağını tutmakla olur. "Yazıklar olsun o Allah huzurunda duranlara ki namazlarını yanlış olarak (veya yanlış yere) kılıyorlar" (Maun, 107/4-5) buyurulduğu üzere namaz kılıyor görünüp de namazın ne demek olduğundan habersiz olanların vay haline! Onun içindir ki "Gerçekten müminler kurtuluşa ermiştir. Onlar ki namazlarında huşû içindedirler" (Mü'minun, 23/1-2) buyurulmuştu. Zira Tâhâ Sûresi'nde "Beni anmak için namaz kıl." (Tâhâ, 20/14) buyurulduğu üzere namazın hikmeti, gayesi Allah'ın zikridir. Yani Allah'ı anmak ve bu sayede "Öyle ise beni (taat ve ibadetle) anın ki, ben de sizi anayım." (Bakara, 2/152) âyetince Allah Teâlâ'nın anmasına ermektir. Bu suretle namaz bir miracdır. Bunu bilenler "Herhalde Rablerine kavuşmayı uman kimseler" (Bakara, 2/46) âyetine göre kendilerini her an Rablerinin huzurunda mülakat (kavuşma) halinde buluyorlar gibi zevk içinde bir niyet ve ihlas ile kılarlar. Ve herhalde Allah'ı anmak; namaz en büyük iştir.
Yani asıl bütün incelikleri, detayları ve gerçeği ile Allah Teâlâ'yı anmak ve O'nun azamet ve kibriyası huzurunda kulun değişiklikleri ve tavırları ile acizlik ve ihtiyacını arzetmesi demek olan namaz, en büyük amel veya açık ve gizli kötülüklerden men için en büyük sebe p tir. Veya Allah Teâlâ'nın sizi anması, sizin O'nu anmanızdan daha büyüktür. Kul, Allah Teâlâ'yı azameti ve cemaliyle hatırladığı zaman, O'nun yüce huzurunda açık ve gizli kötülüklerden kaçınarak edeb ve samimiyet ile yükseleceği gibi, Allah Teâlâ'nın onu h atırlamasını düşündüğü zaman, ilâhî huzurda zerre kadar kötülük ile anılmayı kimse arzu etmeyeceğinden, her an Allah'ın hoşnutluğuna ve rızasına yükselmek için , iyilik duygusu ile dopdolu olur. Ve şüphe yok ki, bu duygu, evvelkinden daha büyük bir kurtuluş vesilesi olur. Düşünmeli ki Allah, Kur'ân'ında Firavun gibileri nasıl anıyor, peygamberleri ve müminleri nasıl anıyor? Hem Allah, her ne işlerseniz bilir. Ona göre anar ve ona göre ceza veya mükafat verir.
(Elmalılı, Tefsir) Sorularla İslamiyet
***********
Misvak: Yoğun ve dolu dolu bir konu olduğunu düşünüyorum, yazılar biraz uzun olabilir ancak her birisi mutlaka okumamız gereken ve bizim olmazsa olmaz değerlerimizi ve inançlarımızı açıklayan yol gösterici yazılar, ilk başta yazdığım giriş bölümüne uygun olarak hayati öneme sahip konuları içeren bu yazıları bir araya getirmeyi nasip eden Rabbime Hamdu Senalar olsun. Bir konuyu araştırmak ne kadar güzel birşey, aslında güzel dinimiz hakkında öğrenmemiz gereken o kadar çok şey var ki. İşte insan Allahtan öğrenmeyi ve ilmi isterse Rabbim de ona kapılarını açıyor, böylece insan kendini bir ilim deryasında buluyor, cehaletinin farkında vardığı gibi, Rabbimizin sonsuz ilmini anlama yolunda da biraz olsun mesafa katediyor inşAllah. Allah cümlemizi ilim yolundan ayırmasın. Bizlere dinini gereği gibi anlamayı, yaşamayı, Sevdiklerinin yolundan gitmeyi, rızasından ve Habibinin sünnetinden kıl kadar bile ayrılmamayı nasip etsin. Bizleri sırat-ı müstakime ve dostlarının yoluna iletsin, Sadık kullarından ayırmasın. Hatamız oldu ise affola... Selam ve dua ile...
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
|
KÜFRE NEDEN OLAN HALLER
A) İMAN VE KÜFÜR
İman ve küfür birbirinin zıddı iki kavramdır. İman, inanmak, tasdik etmek, kabul etmek anlamına gelirken; küfür, inkâr etmek, kabul etmemek anlamına gelir. İman, "Kelime-i şahadet" denilen birkaç kelimeyi kabul ederek söylemekle olduğu gibi, küfür de imana ters düşecek, inkâr sayılacak bir inanışa sahip olmak, bu manada bir söz söylemek veya bu anlamda bir davranışta bulunmakla olur. Diğer bir ifadeyle küfür, imanı bir çırpıda sıfırlayan, yok eden bir kavramdır.
Bu bakımdan her Müslüman, imanını zedeleyecek, tehlikeye düşürecek hatta bozacak inanış, söz ve davranışlardan kendini korumalıdır. İmansız amelin de bir kıymeti olmaz. Zira iman, amellerin geçerlilik damgasıdır. İman olmayınca ömür boyu yapılan bütün iyi ameller geçersiz kalır. İmansız olarak ahirete giden kişi ebediyen cehennemde kalır. O yüzden her mümin, ömrünün sonuna kadar imanını muhafaza etmeli ve ahirete iman ile gitmek için çabalamalıdır.
Bunu yapabilmek için de imanı bozabilecek şeyleri iyi bilmek gerekir. Kişi zararlı şeyleri bilirse korunabilir. Bilinmeyen zararlardan korunmak mümkün olmaz.
Küfrü gerektiren şeyleri üç başlık altında topladık. Bunlar İslâm âlimleri arasında ittifakla kabul edilmiş şeyler değildir. Kuvvetli görüşler esas alınarak derlenmeye çalışılmış, kaynaklar belirtilmiştir. Ancak imanı ve ameli bir anda yok etme tehlikesi olan bu şeylerden kaçınmak en akıllıca bir davranış olacaktır.
Küfrü gerektiren şeyleri içinden geçirmek küfür değildir. Bunlar şeytanın hatırlatmaları, çaba ve gayretleridir(Vesvese). Bu hilelere aldanmamak için dikkatli olmak gerekir.
Bir kimse bilmeyerek küfrü gerektirecek bir söz söylese, tercih edilen görüşe göre küfre girmez. Bilmediğinden dolayı mazurdur.
Küfür, tekfir konusunda akait kitaplarında "Ehl-i kıble tekfir edilemez" sözü geçer. Kişi kıbleye yöneldiği ve namaz kıldığı için elbette tekfir edilemez. Ancak küfrü gerektiren inanış, söz ve davranışlar sebebiyle kendi kendini küfre götürmüş olur.
B) KÜFRE GÖTÜREN İNANIŞLAR
Nassları reddetmek, inanmamak küfürdür. İman bir bütündür. İnanılacak şeylerden birini inkâr, tamamını inkâr olur.
İster büyük, ister küçük olsun, haramı helâl saymak, küfürdür. Meselâ faizi helâl saymak, onu kendi alın terinin karşılığı görme gibi bahanelerle zararsız kabul etmek, küfürdür.
Allah Tealânın rahmetinden ümidi kesmek, küfürdür. Cenab-ı Hak bu hususta şöyle buyurmuştur: "...Hakikat şudur ki, kâfirler güruhundan başkası Allah'ın rahmetinden ümidini kesmez." (Yusuf / 87),
Allah'ın azabından emin olmak, küfürdür. Zira Allah Tealâ buyurmaktadır ki: "...Allah'ın tuzağından (onlara mühlet verip de sonra ansızın yakalamasından) emin mi oldular. Fakat ziyana uğrayan topluluktan başkası, Allah'ın (böyle) mühlet vermesinden emin olmaz." (A'raf / 99),
Gaybdan haber verdiğini iddia eden kâhinin, falcının sözlerini tasdik etmek inanmak, küfürdür. Gelecekte ne olacağını bilmek ancak Allah'a mahsustur. Bazı insanlar cinlerden haber alarak gelecekte nelerin olacağını, kişilerin başına nelerin geleceğini bildiklerini iddia ederler. Yüce Allah Kur'an-ı Kerimde şöyle buyuruyor: "De ki: Göklerde ve yerde Allah'tan başka kimse gaybı bilmez..." (Neml / 65) Peygamberimiz (s.a.v.) de şöyle buyurmuştur: "Kim, bir kâhine gelir ve onun söylediklerini tasdik ederse; Allah'ın (c.c.), Hz. Muhammet (s.a.v.)e indirmiş olduklarını inkâr ile küfre girmiş olur." (Müslim, Ebu Davud)
C) KÜFRE GÖTÜREN SÖZLER
1- Kitap ve sünneti zahirlerinden vazgeçip batın ehlinin iddia ettiği batini manalara sapmak. Kur'an ve sünnetin manası gizlidir bunu ancak üstat bilir, demek gibi. (Nesefi Akaiti /211)
2- Şeriatla, dinle alay etmek, sövmek, küfürdür. Çünkü bu hal, onun inanmadığını gösterir. (a.g.e. /211)
3- Fıkıh, tefsir, hadis, akait gibi ilimlerle alay etmek, küfürdür.
4- İslâm alimlerine hakaret etmek, alay etmek, küfürdür. (Mecmau'l Enhur, 1/703)
5- Cebrail, Aliye gidecekken yanlışlıkla vahyi Muhammet (s.a.v)e götürdü demek,Rafizilerin dediği gibi.
6- Ashaptan veya diğer müminlerden birine küfür isnat etmek. O h elde kesin bilgi ve belge olmadıkça müminler bu gibi sözlerden kaçınmalıdırlar.
7- Peygambere sövmek, (Bezzaziye)
8- Müslüman'ı gayr-i Müslime benzetmek. Kelime-i şahadet getiren her insan müslümandır. Günahından dolayı bir müslümanı, Yahudi veya Hıristiyan'a benzetmek asla doğru değildir.
9- "Kur'anın her dediğini yapacak olursak ekmek yiyemeyiz" demek. Bu söz, itikadsızlığın ve Allah'a güvensizliğin açık bir ifadesidir. Kur'an'ın bir kısmını kabul edip bir kısmını kabul etmemektir.
10- Bir müslümana kâfir demek. Bunu sövmek amacıyla söylüyorsa, büyük günah işlemiş olur. Yok eğer o kişinin kâfir olduğuna inanarak söyüyorsa, kendisi kâfir olur.
11- Hac, oruç gibi ibadetleri beğenmemek,
12- Namaz ibadetini çoğumsamak,
13- Harama besmele çekmek. İçki içerken, zina ederken besmele çekmek gibi.
14- Allah kelâmına (Kur'ana) mahluk demek, küfürdür.
D) KÜFRE GÖTÜREN DAVRANIŞLAR
1- Abdestsiz namaz kılmak,
2- Kıbleden başka bir yere yönelerek namaz kılmak, (Şerh-i Fıkhı Ekber, Aliyyü'l Kaari)
3- Gayr-i Müslimlerin bayramlarını kutlamak, o günde yaptıkları yemeği pişirmek, (Mec. Enhur, 1/706)
4- Küfrü gerektiren söze gülmek, Söyleyen kimse çok komikse veya güldürücü bir biçimde söylenmişse, küfür değil günahtır. O bakımdan tevbe edilmelidir. Dinde küfre rıza küfürdür, kaidesi vardır.
5- Gayr-i Müslimlerin dini alâmetleri sayılan şeyleri giymek, din adamlarının giysilerini, şapkalarını giymek, haç takmak, zünnar takmak gibi. (Bezzaziye 6/332)
E) ELFAZ-I KÜFRÜ SÖYLEYENİN HÜKMÜ
Küfrü gerektiren sözler ittifakla küfrü gerektiriyorsa, yapılan bütün ameller boşa gider. Tevbe eder Kelime-i şahadet getirerek Islâma dönerse haccını iade eder, nikâhını tazeler.
Küfrü gerektiren söz ihtilâflı ise; o söylediğinden dönerek ihtiyaten tevbe etmek ve nikâh tazelemekle emrolunur.
Küfrü gerektiren söz hata ile söylenmişse, küfrü gerektirmez. Onu hata ile söyleyen mümindir. Nikâh tazelemesi gerekmez; ancak istiğfar ederek o sözden dönmesi gerekir.
Buraya kadar nikâhın tazelenmesi konusunda söylediklerimiz, erkek küfür söz söylediği zamandır. Küfrü gerektiren sözü, zevce söylemişse; nikâhın bozulması konusunda ihtilâf vardır. Buhara alimlerinin çoğu, nikâhın bozulacağını ve erkeğin velev bir dinar karşılığında da olsa nikâhı yenilemeye mecbur edileceğini söylemişlerdir.
Bu sözleri şaka veya oyun yaparak söylerse; bütün alimlerce küfürdür. Hata ile veya zorlanarak söylerse; bütün alimlerce küfür değildir. Bilerek ve kasten söylemişse; bütün alimlerce küfürdür.
İsteyerek söyler; ama küfür olduğunu bilmezse, bu konuda ihtilâf vardır. Birinci görüş, mümkün olduğunca müslümanın küfrüne hükmolunmaz, sözü iyiye yorumlanır. İkinci görüş, eğer söylediği sözün küfür olduğuna inanmıyor veya küfür olduğunu bilmiyorsa ve bunu isteyerek söylemişse, bütün alimlerce küfre girer, bilmemek mazeret değildir. (Mecmau'l - Enhur, 1/688)
Küfür sözler kişinin amellerini bir anda yok edecek kadar tehlikelidir.
İslam İtikat Esasları
Başlık biraz ilginç olmuş. Küfrü "gerektiren" haller. Yani bir hareket edersen ardından küfür de etmelisin. Tevbeyi gerektiren haller gibi. Nasılki günah işlediysen tevbe etmeliysen, belirtilen halleri yerine getirirsen ardından da küfür etmelisin gibi... Hatta o anlamın ta kendisi.
Bunun yerine küfür sayılan haller veya küfre götüren haller denmesi doğru olacaktır. Bana da kalırsa küfür sayılan haller olmalı.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
|
Allah razı olsun abi, teşekkürler uyardığın için, düzelttim. Farketmiştim ama değiştirmeyi unutmuşum sanırım. Hakkınızı helal edin..
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
|
Allah razı olsun abi, teşekkürler uyardığın için, düzelttim. Farketmiştim ama değiştirmeyi unutmuşum sanırım. Hakkınızı helal edin..
Gece acelem vardı yazamadım. Diğer birkaç konuya da göz attım. Allah razı olsun. Arşivlik bir araştırma olmuş.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
|
Namaz gibi geniş bir konuyu anlatmayı nasıl yetiştireceğiz bilmiyorum..Müslümanın alametidir Namaz.Allah razı olsun,değerli bilgiler için..
Başın insan vücudundaki yeri ne ise,namazında İslamdaki yeri odur.Namaz,İslam davetinin temeli,dinin esası ve nüvesidir.
Namaz gözbebeği,insan vicdanının huzuru,nefsin dostu,kalbin sevinci,kul ile Rabbi arasındaki bağdır.
Namaz ruhların yüce mertebelere yükselmeleri için vasıtadır.Bu vasıtayla ruhlar,gayb ve şehadet aleminin Rabbi olan Allah'ın nimetlerine erişirler.
Namaz,onu iyice düşünenin nefsinde parlayan bir ışık;tezahürlerin tadını alan kimse için tatlı lezzettir.
Allah aşkına söyle;gece gündüz ibadet eden,ahiret hayatına hazırlanan ve sadece Rabbinin rızasını dileyen,huşu içerisinde ibadet eden ve Rabbine yönelen bir kuldan daha iyi bir kul görebiliyor musun?
Oysaki,gözlerin uykuya daldığı ve kirpiklerin uykusuzluktan kapandığı,gece her sevgilinin sevdiğiyle baş başa kaldığı bir saatte,kul,ariflerden birinin şöyle seslendiği gibi seslenir;
Allah'ım!..Senden başkası için çekilen uykusuzluk boştur, Senin rızan için olmadıkça gözyaşı dökmek boştur.
Sevgili kardeşim!..
Bu tutumlardan sadece birine sahip olmak,kalpler nefisler ve ruhlar için binlerce va'z ü nasihatten,hikayeden,tiyatrodan,konferans ve nasihatten daha iyi ve daha etkilidir.Tecrübe edersen bu gerçeği görürsün.
Kur'an-ı Kerim,bunu kişinin iyi olduğunu gösteren bir delil olarak saymıştır:
Rablerinin kendilerine verdiğini alarak kuşkusuz onlar,bundan önce dünyada güzel davrananlardı.Geceleri pek az uyurlardı.Seher vakitlerinde de istiğfar ederlerdi. (Zariyat 16-18)
Bundan dolayı Kur'an mükafatlarının gizli olduğunu söylüyor:
Yaptıklarına karşılık olarak,onlar için ne mutluluklar saklandığını hiç kimse bilemez (Secde 17)
Amelleri gizli olduğu için mükafatları da gizlidir.
İhvan-ı Müslimin genel mürşidi Hasan el-Benna
Hatalarımız varsa affola...ved'dua..
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
|
yazımız bazı sebeblerden ötürü yarım kalmıştı,tamamlayalım inşaAllah-u Subhaneh-u Teala  Bismillah... Rivayete göre Cüneyd-i Bağdadi vefat ettikten sonra bir adam onu rüyasında görür ve "Allah sana nasıl muamele etti" diye sorar.
Cüneyd-i Bağdadi şöyle cevap verir:O an alametler kayboldu,sözler yok oldu,şekiller görünmez oldu.İlimler kayboldu,ancak geceleyin kıldığımız bir kaç rekat namaz dışında hiçbirşey bize fayda vermedi
Bu duruma şaşırmamak lazım! ... Bir kalp için inzivaya çekilip düşünmekten daha hayırlı birşey yoktur.Kalpleri aydınlatan,günah paslarını silen,ayıp kirlerini temizleyen,kalbe iman nurunu yerleştiren ve kalpleri iman ferahlığıyla huzura eriştiren bir huşu ile kılınmış bir rekat namazdan daha etkili birşey olamaz. Günümüzde Müslümanlar,namaz konusunda bin türlü tavırlar içerisindedir.Onlardan bazıları,namazı bırakmış,ondan uzaklaşmış hatta ve ona aldırış etmemektedir.Bu gibi insanlara namazı hatırlattığında veya namaz konusunda kendileriyle tartışıtığında kibirli bir şekilde kafalarını bir yana çevirip uzaklaşırlar.Onu önemsiz birşey zannederler,ancak Allah katında onun önemi çok büyüktür.Bazılarının,namaz kılmaya engel olduklarını hatırlatmak istemiyorum.Bu bilgiler,namaz kılanlara hakaret ederek onları,gerici,yobaz,donuk fikirli diye nitelendirirler.
Bundan ve bu gibilerden çok zarar geldiği gibi,onların dehşet verici garip düşünceler taşıdıklarını da görürsün.Sanki Allah Tealanın şu çağrısını hiç duymamışlar gibi: Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki,onlar namazlarını ciddiye almazlar. (Ma'un 4-5)
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
|
Allah razı olsun revaha, aslında konumuz tam manasıyla namaz değil. Başta da bahsettiğim gibi, namaz ile küfür arasındaki bağlantılar, bu konuda da bulabildiğim hadis ve açıklamaları paylaşmıştım. Yoksa namazın ehemniyetini anlatmaya haftalar yetmez. Bu konu münasebetiyle namazın özel bir yönünü ele almaya çalıştım. Selam ve dua ile...
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
|
Özellikle de zamanımızda pek dikkate alınmayan bir konu,küfre düşmekten ateşe düşmekten korkar gibi korkmak gerekirken... Allah'ım affeylesin inşaallah. Güzel bir çalışma olmuş ellerinize sağlık. Rabb'im razi olsun. 
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
|
Evet kardeşim çok önemli bir konu, kapsamlı bir derleme oldu, inşAllah faydalı olur.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|