Okumuş olduğumuz kitaplardan alıntılar
Sayfa: 1 2 [3] 4   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Okumuş olduğumuz kitaplardan alıntılar  (Okunma Sayısı 1908 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Misvak

Forum Yöneticisi

*


Üye No : 2

Nerden : Sakarya

Konu  : 1163

Mesaj : 5004

Takdir : 656
WWW
Çevrimdışı
« Yanıtla #20: 17 Şubat 2009, 18:43:17 »

Beni de heveslendirdin bak, okuduğumuz kitaplardan üç beş satır da biz yazalım bari  tebessüm
Logged
Misvak

Forum Yöneticisi

*


Üye No : 2

Nerden : Sakarya

Konu  : 1163

Mesaj : 5004

Takdir : 656
WWW
Çevrimdışı
« Yanıtla #21: 17 Şubat 2009, 19:45:43 »

Çok eskilerden başlayalım, o kadar ki daha Semerkand yayınları ortaya çıkmadan.

"…Mü’min insanın yüzü Allah’ın azametine ayinedir. İnsanın en güzel vakarı yüzündedir, hayası alnındadır. Mü’minin en güzel şekilde Nur-u Paki İlahiyeyi yansıtan yüzü, bıyık ve sakalı, keçinin veya filan insanın, hayvanın şekline benzetilmesi, şeriat-ı Muhammediyeye takınılan tavrı ortaya çıkarır. Sen ne tavır içindesin, Allah ona bakıyor. Bıyığınla kimi taklit ediyorsun, sakalında kimi taklit ediyorsun, su içişinle kimi taklit ediyorsun? Sofraya oturuşunda, yatağa girişinle kimi taklit ediyorsun? Melekler seni, seninle Allah arasında teftiş ediyor efendim…"

Amel İbadet Kulluk – Mehmet Ildırar


Yenilere doğru devamı gelir inşAllah  çiçek
Logged
cevher

Uzman Üye

*


Üye No : 2058

Yaş : Yok

Nerden : arzdan...

Konu  : 231

Mesaj : 3560

Takdir : 486
"namlusunu millete çevirmiş tankları selamlamam!"
WWW
Çevrimdışı
« Yanıtla #22: 17 Şubat 2009, 20:02:07 »

Kemal Tahir - Kurt Kanunu'ndan.


- Düşündün mü hiç, bir dünya imparatorluğu nasıl tasfiye edilir?

- Nasıl mı?.. Basbayağı… Dış güçlerce yıkılır gider!

- Nasıl yıkılır, demiyorum… Nasıl tasfiye edilir?.. Bunun tekniği, hukuk bakımından nedir?

- Bilmem!.. Hiç düşünmedim!..

(…)
- Dinle, 1908’de, ittihatçıların ele geçirip on yıl içinde yıktığı imparatorluk, tam dört milyon üçyüz seksenüç bin kilometrekare toprağa sahipti!..

- Yok canım!.. Var mıydı bu kadar?

- Hay hay!.. 1908’de Bosna – Hersek, Bulgaristan, Girit, Kıbrıs, Mısır, Tunus, Cezayir, Trablusgarb, Sudan çeşitli anlaşmalarla imparatorluk toprakları sayılıyordu… Sayıldığı için de nüfusumuz 43 milyonu aşkındı. Bu topraklar üzerinde malımız olan, yedi bin kilometre demiryolu döşeliydi. Dikkat et, dörtyüz yıllık hilâfetin bütün dünya Müslümanları üzerindeki mânevî haklarını katmıyorum. Tasfiye edilen miras, Osmanlı’nın sırf kılıç gücüyle vuruşarak aldığı, tarih boyu vuruşarak savunduğu mirastı. Evet, oturuldu masaya… Bilir misin, iki bölümde tamamlanan Lozan Andlaşmasının bütün oturumları ne kadar sürmüştür?

Hayır!

- Beş buçuk ay… Mahzenler dolusu arşivleri düşün, buradaki anlaşmaları, buradaki incelikleri getir göz önüne. Delegelerimiz incelediler mi bunları? Kılı kırk yardılar mı? Hayır! Çünkü İstanbul hükümeti delegeleri, yani asıl uzmanlar, bizim isteğimizle sokulmadı bu konuşmalara… Bu iyiliğimize karşı İngiliz generali Harington’un teşekkürünü hatırlarım. Demek dört milyon üçyüz seksen küsur kilometrekarelik bir imparatorluğun yediyüz yıllık hesapları tasfiye edildi beş ay içinde… Buna tasfiye denmez. Mirası reddettik, hem de borçlardan bir kısmını kabul ederek reddettik. Değil bir dünya imparatorluğunun mirası, bir mahalle bakkalının mirası bile, bizim bugünkü mahkeme usûllerimiz göz önüne getirilirse, bu kadar kısa zamanda tasfiye edilip karara bağlanamaz.

- Ne yapabilirdik peki?.. 1923’lerde imparatorluğun bütün tarihî hakları silahla savunulur muydu?.. Nasıl güç yetirirdik bu kadar zorlu düşmanlara?..

- Haklar her zaman silahla savunulmaz. Hakkımız olanlara önce mutlaka sahip çıkardık. Fırsat kollayarak beklerdik… Sıra geldikçe yeniden pazarlık teklif ederdik… Hesaplaşma isterdik. Güç yetmeye geldi mi, elimizden zorla alınanı zorla geri alamazdık belki ama, bize zorla da “bağışladık” dedirtemezlerdi. Diyelim ki bıçağın altına yatırdılar da dedirttiler, hattâ işkenceyle bir şeyler de imzalattılar. Böyle anlaşmalar, kişiler arasında da, toplumlar arasında da, bütün tarih boyunca geçerli sayılmamıştır. İlk fırsatta böyle bir imza reddedilir, işkencecinin yakasına sarılınır. Yoksa, bu durumda, “Yurtta sulh, cihanda sulh” diye şişinerek dolaşılmaz. Yunan, üst üste yenildiği halde “Megalo İdea”dan vazgeçiyor mu? Bir milletin tarihî istekleri, tarih süresi ölçüsünde elde edilir. Nitekim Anadolu’da yenildikleri halde, Lozan’da Batı Trakya’yı bizden almayı başardılar; sanki biz yenilmişiz gibi… Böyledir, milletlerin millî kurtuluş amaçlarına varmaları… Kurtuluş iki türlü olur: Ya bütün haklarını en son zerresine kadar koruyarak kurtulursun, - ki gerçek kurtuluş budur- veya haklarından birçoklarını vererek kurtulursun!.. Bu da bir kurtuluştur ama, öyle pek öğünülecek, kaşınılacak cinsten sayılmaz. Hele rejim değişimlerinin tarihî haklardan vazgeçmekle hiçbir alâkası olamaz. Sözgelişi, Bolşevikler, Çarlık imparatorluğuna pekâlâ sahip çıktılar. Nitekim Fransa Cumhuriyetçileri de kendilerinden önce, kendilerinden sonra çeşitli krallarının kurmuş oldukları imparatorluğu “rejim değiştirdik” bahanesiyle hiç kimseye bağışlamadılar.

- Aklım karıştı Münür amca… Mümkün olur muydu bir şeyler koparmak?

- Mümkün olsun olmasın, isteyeceksin!.. Çünkü vazgeçmeye, bağışlamaya hakkın yok!.. Babanın malı değil!.. Her fırsatta isterdik, dengine düşerse alırdık!.. Ama o zaman dünya içindeki yerimiz, güdeceğimiz politika, başka türlü olurdu: Tarihte birikmiş haklar böyle aranır. Eğer her millet ilk zorlukta, yüzyıllar boyu biriktirdiği haklarını kaldırıp atarsa, dünyada tarih diye bir şey kalmaz… Anadolu-Yunan savaşı, belletilmek istendiği gibi, bin yıllık tarihimizden ayrı bir Millî Kurtuluş Savaşı değildir. Bin yıldır süren Doğu – Batı boğuşmasının yüzlerce savaşlarından biri, hem de küçüklerinden biridir. Bir düşünsene… Osmanlı İmparatorluğu’nu kurup yaşatmış Anadolu halkları için ne utandırıcı bir sözdür, Yunan Savaşına “Kurtuluş Savaşı” demek… Bu savaşa –hâşâ- İstiklâl Savaşı da denemez!.. Çünkü biz hiçbir zaman millî devletimizi yitirmedik. Hattâ doğrusu istenirse, 1920-23 arasında bizim bir değil, iki devletimiz vardı.

(…)

- Siz Cumhuriyet çocukları, “Gözümüzü zaferde açtık” avuntusundasınız. Şimdi umulmaz yerlerde beklenmez yenilgilerle karşılaşınca apışmayın!.. Biz Batıyla er-geç, ister istemez hesaplaşmak zorundayız. Bunu gerçekten yapmayınca, Batıya hizmet teklif etmekle belâyı başımızdan defleyemeyiz!.. Bunu böyle bilesin, Gazeteci Murat!.. İşini ona göre tutasın!..

 
Logged
Şehadet

Özel Üye

*


Üye No : 471

Nerden :

Konu  : 875

Mesaj : 6523

Takdir : 661
Zirvede bir imtihan var.
Çevrimdışı
« Yanıtla #23: 17 Şubat 2009, 20:04:38 »

Bir an hiç kimse yazmayacak diye düşünmüştüm  tebessüm


Çok eskilerden başlayalım, o kadar ki daha Semerkand yayınları ortaya çıkmadan.

"…Mü’min insanın yüzü Allah’ın azametine ayinedir. İnsanın en güzel vakarı yüzündedir, hayası alnındadır. Mü’minin en güzel şekilde Nur-u Paki İlahiyeyi yansıtan yüzü, bıyık ve sakalı, keçinin veya filan insanın, hayvanın şekline benzetilmesi, şeriat-ı Muhammediyeye takınılan tavrı ortaya çıkarır. Sen ne tavır içindesin, Allah ona bakıyor. Bıyığınla kimi taklit ediyorsun, sakalında kimi taklit ediyorsun, su içişinle kimi taklit ediyorsun? Sofraya oturuşunda, yatağa girişinle kimi taklit ediyorsun? Melekler seni, seninle Allah arasında teftiş ediyor efendim…"

Amel İbadet Kulluk – Mehmet Ildırar


Yenilere doğru devamı gelir inşAllah  çiçek



Satırlar güzel gidiyordu,bir an devamını aradım  tebessüm kısa bir paragrafta bir dünya düşünceler yer aldı.Teşekkür ederiz..

Sizlerin tavsiye ettiği her kitabı okumaya çalışıyorum.Allah'a hamdolsun ki,bir çoğunu alıp,okudum da..Bizler gibi meraklı kitap severlere bu tür tanıtımlar çok faydalı oluyor.Okuduğunuz kitapları bizlere bildirin ki,bizlerde faydalanalım.


cevher abi,Kemal Tahirin-Devlet Ana diye bir kitabı vardı.Bir kaç yıl öncesinde dönem ödevim diye o kitabı okumuştum.Ben hiç bir kitabı o kadar uzun süreli okumamıştım  tebessüm ya ödev olduğu için bitmedi,yada beni sarmadı.Aslında tarihiydi,zevkle okumam lazımdı ama bilmiyorum aklımda o adam hep kötü kaldı  tebessüm
Logged
cevher

Uzman Üye

*


Üye No : 2058

Yaş : Yok

Nerden : arzdan...

Konu  : 231

Mesaj : 3560

Takdir : 486
"namlusunu millete çevirmiş tankları selamlamam!"
WWW
Çevrimdışı
« Yanıtla #24: 17 Şubat 2009, 20:13:30 »


cevher abi,Kemal Tahirin-Devlet Ana diye bir kitabı vardı.Bir kaç yıl öncesinde dönem ödevim diye o kitabı okumuştum.Ben hiç bir kitabı o kadar uzun süreli okumamıştım  tebessüm ya ödev olduğu için bitmedi,yada beni sarmadı.Aslında tarihiydi,zevkle okumam lazımdı ama bilmiyorum aklımda o adam hep kötü kaldı  tebessüm


İyi birisi değil zaten. Bozuk saatin günde iki defa dogruyu gosterdigi gibi bir defa dogruyu söylemiş.

Kullandıgı dil biraz agır. Kitapları bitmiyor. Dalgın dalgın okumaya gelmiyor. Aslında dili de agır degil ama kelimeleri dolandırmış. Dolandırıcı!
Logged
Şehadet

Özel Üye

*


Üye No : 471

Nerden :

Konu  : 875

Mesaj : 6523

Takdir : 661
Zirvede bir imtihan var.
Çevrimdışı
« Yanıtla #25: 17 Şubat 2009, 20:15:28 »

Bunu duymak güzel,bende sorun yok yani  tebessüm o zaman küçücük bir çocuğa edebiyat hocası neden bu ödevi verdi ki.Bütün bu zorluklara rağmen,yapabilmiştim.Katlanıp o kitabı da okumuştum.Kendimi tebrik ediyorum  Rolleyes
Logged
cevher

Uzman Üye

*


Üye No : 2058

Yaş : Yok

Nerden : arzdan...

Konu  : 231

Mesaj : 3560

Takdir : 486
"namlusunu millete çevirmiş tankları selamlamam!"
WWW
Çevrimdışı
« Yanıtla #26: 17 Şubat 2009, 20:26:25 »

Bunu duymak güzel,bende sorun yok yani  tebessüm o zaman küçücük bir çocuğa edebiyat hocası neden bu ödevi verdi ki.Bütün bu zorluklara rağmen,yapabilmiştim.Katlanıp o kitabı da okumuştum.Kendimi tebrik ediyorum  Rolleyes

Edebiyat hocan marksist olabilir, ateist de olabilir. Empoze etmeye çalıştıgı sapkın bir görüş olabilir. Belki de soğutmak için yapmıştır. Orasını bilemem... En azından resmini görsem daha net bir fikir beyan edebilirim. Sleep
Logged
Şehadet

Özel Üye

*


Üye No : 471

Nerden :

Konu  : 875

Mesaj : 6523

Takdir : 661
Zirvede bir imtihan var.
Çevrimdışı
« Yanıtla #27: 17 Şubat 2009, 20:49:54 »

Yok abi,oldukça mülayim,edebi bir insan.Heralde sabır imtihanına tabi tutuldum.Zaten ömrüm bu imtihanları vermekle geçiyor.Rabbim cümle kulları geçenlerden eylesin..


Bu aralar çok konu dağıtıyorum ben  tebessüm devam edelim inşaAllah;


İman bir kalbe yerleşecek,bir yüreğe dolacak olursa,bütün organlar bu imanla dolup,taşacak olursa kişiyi bütün malını harcamaya kolaylıkla iter.Kanını feda ettirir,inandığı ve kendisi için yaşadığı akidesi uğruna can verecek duruma gelir..

Hasan el-Benna - Hatıralarım.
Logged
Şehadet

Özel Üye

*


Üye No : 471

Nerden :

Konu  : 875

Mesaj : 6523

Takdir : 661
Zirvede bir imtihan var.
Çevrimdışı
« Yanıtla #28: 21 Şubat 2009, 23:21:42 »

"Nefsini kötülüklerden arındıran kurtuluşa ermiştir.Onu kötülüklere gömen de ziyan etmiştir" (Şems 9-10)

Bu din hak yolda her türlü fedakarlığı yapmaya davet eden,insanları doğru yola iletmek için gayret sarfetmeye çağıran ve bunları yerine getirene büyük mükafat va'd eden dindir.

İslam;en ufak bir iyiliğe bile değer veren,en basit bir günahı bile gözardı etmeyen,Hak yolda feda olmayı ebedi bir hayata vesile kılan,cihad ederek ölmeye davet eden bir dindir.



Hasan el-Benna ~ Bizler Pratiğe Önem Veren Bir Cemaat miyiz? Risalesi.
Logged
eban

Devamlı Üye

*


Üye No : 3614

Yaş : Yok

Nerden : Dostun kapısı

Konu  : 97

Mesaj : 384

Takdir : 70
Çevrimdışı
« Yanıtla #29: 21 Şubat 2009, 23:29:36 »

REvaha kardeş sen bu işi çok güzel yapıyosun

biz okumak istediğimiz kitapları yazalım sizde mühim noktaları buraya

not edin tebessüm

Böyle kolay oluyor

Allah razı olsun
Logged
Sayfa: 1 2 [3] 4   Yukarı git
  Yazdır  



 
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer Konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
Kısa alıntılar Güzel Sözler hatice_nur 6 424 Son Mesaj 31 Aralık 2007, 07:08:03
Gönderen: cennetin kapısı